Aşırılık ve Yanlış Bilgilendirmeyi Teşvik Etmede Sosyal Medyanın Rolü ve ABD’den Sosyal Medya Şirketlerine Yönelik Yeni Düzenleme Tartışmaları

Bilindiği üzere içinde bulunduğumuz çağda hızla gelişen internet ve diğer etkileşimli bilgi teknolojileri hizmetleri, eğitim ve bilgi kaynaklarının mevcudiyetine ilişkin olağanüstü bir ilerleme temsil etmek suretiyle bu hizmetlerin kullanıcılarına aldıkları bilgiler üzerinde büyük bir kontrol sağlamanın yanı sıra, teknoloji geliştikçe gelecekte daha da fazla kontrol potansiyeli sunmaktadır. Bu durumun ise, özellikle sosyal medya platformlarının bilgiye ulaşım sağlanmasındaki rollerinin, yanlış bilgilendirme (misenformasyon) ve aşırılık eylemlerine vücut verdiği tartışılmaktadır. 25 Mart 2021 tarihinde, aşırılığı ve yanlış bilgilendirmeyi teşvik etmede sosyal medyanın rolünü tartışan ABD Temsilciler Meclisi İletişim ve Teknoloji Alt Komitesi (“Komite”) özellikle bu konuya dokunan mevcut düzenlemelerin uygulanabilirliğini ve yeni yasal düzenlemelerin potansiyel olarak nasıl rehberlik edebileceğini gündeme almıştır.

Komite tarafından gerçekleştirilen toplantının ana odak noktası, sosyal medya şirketlerinin yeni gözetimini oluşturmak için mevcut İletişim Ahlakı Yasası’nın saldırgan içeriğin özel olarak engellenmesi ve gözetlenmesi için korumayı düzenleyen 230. Bölümünün güçlendirilip güçlendirilmeyeceği noktasında yoğunlaşmaktaydı. Yasanın ilgili 230. Bölümünün, platformların içeriğini denetleme becerisini sınırladığına mı yoksa aksine platformlara içeriği denetlemek adına fazla güç mü verdiğine yönelik yapılan hararetli tartışmalar sonucu çeşitli görüşlerdeki tüm temsilciler farklı nedenlerle de olsa ilgili düzenlemenin revizyona ihtiyacı olduğuna mutabık kalmışlardır.

İlaveten, dijital alandaki diğer uzmanlar, konu özelindeki yasal düzenlemelerde yapılacak değişikliklerin istenmeyen olumsuz sonuçlara yol açabileceğini de dile getirilmiştir. Örneğin, dijital hakları savunmak amacıyla çalışmalar yürüten uluslararası Electronic Frontier Foundation (“EFF”) sivil toplum örgütünün yetkilileri, mevcut yasal düzenlemenin değiştirilmemesi gerektiği görüşünde olduklarını zira mevcut düzenlemenin dava ikame etme hakkı verdiğine vurgu yaparak, gelecekte Facebook gibi büyük platformlara fayda sağlayabileceğini belirtmiştir. Bununla birlikte, EFF yetkilileri çok fazla kısıtlamanın, özellikle yapılan yasal düzenlemelerin lafzı muğlaksa şirket sansürüne de yol açabileceğinden endişe duyduklarını ifade etmiştir. Nitekim, platformların sıkıntılı yasal süreçlerden korkmadan kendi içeriklerini denetlemesine izin verme konusunda mevcut yasal düzenlemenin oldukça iyi bir iş çıkardığı ve aynı zamanda bireysel kullanıcılara çevrimiçi olarak yaptıkları konuşmalardan diğer kullanıcıları sorumlu tutma hakkı verdiği dile getirilerek mevcut düzenlemelerin gayet dengeli olduğu belirtilmiştir.

Öte yandan, mevcut yasal düzenlemelerin uygulanabilir olduğunu destekleyen görüşlere sahip temsilcilerden dahi ilk adım olarak gizlilik mevzuatının geliştirilmesinin gerekli olduğu dile getirilmiştir. Gizlilik ve kişisel verilerin yönetimini mercek altına alan tartışmalarda, biyometrik bilgilerin gizliliğini kanunlaştıran hukuk sistemleri güçlü bir örnek olarak gösterilerek, kişisel bir dava/yasal süreç başlatma hakkının kullanıcılara güç vererek şirketlerin sorumlu tutulmasında önemli rolü olabileceği vurgulanmıştır.

Halen, misenformasyon büyük teknoloji platformlarının başlıca çekincelerinden biri olarak görülmektedir. Amerikalı bireylerin yüzde 30’nun hala Covid-19 aşısını olmakta tereddütlerinin bulunduğunu gösteren bir anketi referans gösteren ve ülke içinde şiddet içeren aşırılığı ABD için en büyük tehdit olarak tanımlayan Anayurt Güvenliği Genel Sekreterinin söylemlerine atıfta bulunan Enerji ve Ticaret Komitesi temsilcisi, yanlış bilgi aktarımı büyük tehlikelere yol açabileceği için sosyal medya şirketlerinin sorumlu tutulmalarına dair harekete geçilmesinin oldukça önem arz ettiğini belirtmiştir. Facebook, Twitter ve Google gibi platformların kültürü temelden ve kalıcı olarak değiştirdiği belirtilerek bu platformlar üzerindeki misenformasyonun ve aşırılığın bölücü etkisinin demokrasiyi de darbe altına aldığı tartışılmıştır. Buna karşılık, misenformasyona yönelik yapılacak herhangi bir yasal düzenlemede ifade özgürlüğünün öneminin de unutulmaması gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda özellikle “misenformasyon” gibi kavramların tam olarak neyi kastettiğinin muğlak olduğu ve mübalağa, hiciv ve taklit gibi söz sanatlarından ayrı tutularak kafa karışıklığına imkân vermeyecek şekilde kanunen tanımlanması gerektiği ifade edilmiştir.

Son olarak, bahsi geçen Komite toplantısında, Facebook, Google ve Twitter gibi platformların misenformasyonun yayılmasını sınırlamak yerine, bireyleri kamu yararı pahasına kendi platformlarına bağlamak için bölücü içerik tercihini kullanan iş modelleri yarattığını da ileri süren bir düşünce dile getirilmiştir. Buna cevaben, antitröst ve gizlilik konusunda dürüst rekabet açısından yapılacak çok şey olduğu, gizlilik ve daha fazla şeffaflık gereksinimlerine ilişkin daha katı düzenlemelerin, diğer hususların yanı sıra, dış gruplara daha fazla denetim yeteneği vereceği söylenmiştir.

Görülen o ki, küresel anlamda gitgide önemi artan sosyal medya ve internet hizmeti sağlayıcılarının günlük faaliyetleri konusunda aldıkları kararların dinamiğini gerçekten değiştirebilecek yasal düzenlemelerin gelmesi daimi bir olasılıktır.

Ezgi Ceren Aydoğmuş

HERDEM is an Istanbul based law firm that provides highest quality, partner led and timely responsive legal services to itsinternational corporate clients.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store